Fesleğenin kökeni genelde İtalya ile ilişkilendirilse de, yaklaşık 5.000 yıldan daha uzun bir süre önce Hindistan ve Güneydoğu Asya’da keşfedildiğine inanılır. Sadece lezzetiyle değil, sağlığı destekleyen bileşenler içeren bu bitkiyle ilgili dikkat çekici bulgular bulunuyor. Diyetisyen Gillian Culbertson, fesleğenin kronik hastalıkları önleme potansiyelinden bahsederken, “Kanser, diyabet, kalp hastalıkları ve artrit gibi rahatsızlıklara karşı savunma sağlayabilecek besinler ve bileşikler içerir; ayrıca antibakteriyel ve anti‑inflamatuar özellikleri de bulunur. Kullandığınız türe ve formuna göre zihinsel sağlığı da destekleyebilir” diyor.
Peki bu kadar faydalı kılan nedir?
Başlıklar
Geleneksel Çin tıbbında uzun yıllardır kullanılan fesleğen, hayvan çalışmalarında kan basıncını düşürme potansiyeli göstermiştir. Ayrıca fesleğen, damarları gevşeten ve tansiyonu açığa çıkaran eugenol adlı yağı içerir. Bu faydalar, özler, yapraklar ve tozlar için geçerlidir。

Fesleğen, sevilen mutfak lezzetinin ötesinde kanser karşıtı potansiyele de işaret eder. 2016 yılında Journal of Molecules’ta yayımlanan bir çalışma, tatlı fesleğen esansiyel yağının insan kolon kanseri hücrelerinin büyümesini engellediğini gösterdi. Natural Product Research dergisinde yer alan diğer bir çalışmada ise beş fesleğen türünün (Genovese, mor, koyu opale, anason ve çalı fesleğeni) kanser hücrelerini baskılayabildiği kaydedildi. Gillian, “Fesleğenin güçlü bir kanser önleme aracı olabileceğine dair kanıtlar artıyor; ancak bu sonuçları doğrulamak ve ne kadar tüketilmesi gerektiğini anlamak için daha çok insanda çalışma yapılmalı” diye konuşuyor.

Fesleğen özütünün diyabet modellerinde kan şekeri üzerinde düşüşe yol açabildiğine dair bulgular bulunuyor. İnsan çalışmalarında hâlen erken aşamada olan bu etkiler, hayvan çalışmalarıyla da destekleniyor. Uzun vadeli etkilerin netleşmesi için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

İçeriğindeki güçlü antioksidanlar sayesinde fesleğen, serbest radikallerle mücadelede önemli bir rol oynar. Bu zararlı moleküller, hücre hasarını tetikleyebilir ve katarakt, artrit, kalp-damar hastalıkları ile kanser gibi sorunların gelişimine katkıda bulunabilir. Antioksidanlar, vücudu serbest radikallere karşı koruyan bir kalkan görevi görür.

Fesleğeni beslenmenize eklerken, kullanılan ilaçlarla etkileşime girme ihtimaline karşı doktorunuza danışmanız önemlidir. Gillian, “Fesleğen, kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte kanı çok inceletebilir” uyarısında bulunuyor. Ayrıca tansiyon veya kan şekeri ilaçları ile birlikte alındığında bu değerler daha da düşebilir.

Fesleğen taze veya kuru olarak tüketilebilir. Kurutulmuş fesleğenin tadı daha yoğun olabilir. Eğer yalnızca kurutulmuş fesleğeniniz varsa, taze miktarın yarısı veya üçte biri kadar kullanmanız tavsiye edilir.

Fesleğenin bilimsel adı Ocimum basilicum’dur; marketlerde gördüğünüzden çok daha fazla türü bulunur:







